|
Eleştiri - Özeleştiri...
Güncel bir olay beni eleştiri konusunda düşünmeye zorladı. Olay neydi? http://www.sanalkurs.net/ adlı sitenin kendi çabalarıyla 'Nereden nasıl başlamalısınız?' kapak başlığıyla 1. sayısını çıkartmış olduğu sitenin adıyla anılacak 'SanalkurS' dergisi. Sanal Kurs'a üyelerinden ve aynı zamanda Bizim Elma'ya da üye olan arkadaşlarımız Fatih Nebioğlu, Bizim Elma forum alanına e-dergi adı altında bir başlık açarak bu çalışmayı duyurmuş. SanalkurS dergisi 1. sayısındaki 'Gazete İlanları Tasarımı' adlı yazı kendisine aittir, ellerine sağlık. Bağlantılı olarak dergi yazarlığının da vermiş olduğu hak ve inançla Forum altına da bu konuyla ilgili olarak kalemine pek keskin olduğu bilinen Melih Yongacı'dan yorum yapmasını istemiş. Eh, herşey nolmal görünüyor. İstek metninde de şöyle;
'Beni kırmayıp. Sitede yayınlamama izin verdiğin için teşekkür ederim. Bir ara yorumuunu almak isterim ama eskisi gibi uzun bir yazı yazmanı isterim YOksa tadı tuzu olmuyor'.
demiş. Bunun üzerine Melih Yongacı, pek keskin olduğu ilgili sektörün o önünde eğilinesi üstadlarının da malumu olan kalemini eline alarak, gerçek anlamda enine boyuna bir eleştiri yazısı yazmıştır.
Sonrasında; 'Anladım abi. Hadi ben neysede. Beni eleştirmeene bir şey demedimde. orda ki adamların bir kaçı dergide gazetedee yazar. Onların o yazılarına eleştirmene ağrıma gitti. Bu kadar çook eleştiriye tutacağını tahmin bile edemiyordum. NEyse abi haklı sensin hoşcakal', ile başlayan ve 'bu kadar acımasız. bu kadar kötü laflar bana değil. Çok iyi yazarlara dediğiniz için kızdım', 'Yazık diyorum sadece . anlayana tabi', 'simdi ben gidiyorum. ben bayadır bekledim siz yazı yazmıyorsunuz. şimdi lafları toplamaya calışıp. daha sonra arkamdan yazı yazmayın. çünkü girmeyeceğim.' diyerek devam eden duygusal yorumlarda bulunmuştur. Bu yorumların bir bölümü forum alanında hala durmaktadır ama sohbet alanında kime ne için söylediğini çokta anlayamadığım yorumları kısa süre içerisinde yok olacaktır. Zaten bunu kendisi de bilmektedir.
Şimdi, ben Fatih Nebioğlu'nu çok fazla tanımam ve tanımam da gerekmiyor, sonuçta ortada bir uğraş ve bir ürün vardır, emeklerini ve bilgilerini diğer insanlarla paylaşma yönündeki çalışmalarını destekliyor ve takdir ediyorum. Hemde Melih Yongacı'nın takdir ettiği kadar takdir ediyorum. Melih Yongacı kişisel yorumunun sonunda şöyle demiş;
'Sonuç olarak; bu dergiyi hazırlayan arkadaşlar oturmuşlar bir çalışma yapmışlar. Bu çalışmaya saygım var. Onları anlayabiliyorum. Başlangıç düzeyinde Pc kullanıcısı olan kişilere yönelik olarak yaptıkları bu çalışmanın bize herhangi bir yararının olabileceğini düşünmüyorum. İşin içerisine Windows denen ucubenin sokulması da ayrı bir durum. Macintosh kullanan grafik tasarımcıların bilgi düzeylerine herhangi bir artısı olmaz. Neyse... arkadaşların emeğine saygı duyuyorum ve konuyu kapatıyorum.'
Ben, Melih Yongacı'dan olayın sonucu gereği bir adım daha ileri gitmeyi düşünüyor ve konuyu kapatmıyorum. Çünkü bu olaydan alınması gereken dersler olduğunu düşünüyorum.
Nedir, sorun neydir? Neden insanlar kişisel ilişkilerden yarar umarlar? Neden kendi yaptıklarının sonuçlarına katlanabilme beceresini ve ustalığını gösteremezler ve hatta kendini bir kenara bırakarak eleştiri mağduru olduğunu düşünen diğer insanların avukatlığını yaparlar. Hemde onları gereksiz yere ulaşılmaz yapmaya çalışarak. Ulaşılmaz olsalardı eleştirilemeyecek kadar kusursuz olurlardı. Herkesin ve her şeyin eleştirilebileceği ve hatta eleştirilmesi gerektiği bu aletler ve eşyalar dünyasında, neden eleştirinin geliştirici ve yenilikçi etkisinden bu kadar korkulur? Oysa ki, eleştiri gelişmenin vazgeçilmez bir öğesidir. Eleştiri ve özeleştiri mekanizması yaşamımızı güzelleştirmek ve yenilemek adına, yazının bulunmasından bugüne altı bin yıllık insanlık bilgi birikimi içinden çıkarılabilecek en değerli bilimsel yöntemlerden biridir.
Eleştiri nedir? Ne için yapılır? Ne beklenir eleştiriden ve ne bulmak umulur? Evet, sıcaklığını unuttuğum ilginç bir konuydu bu benim için. Ben de yeniden araştırma ve doğruya yakın anlama gereği duydum;
Eleştiri :
1. Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit: "Fırkacılık, karşıya sövüp saymadan çamur atmadan çok önce hatta karşıyı eleştiriden önce, kendi ilke ve amaçlarını, uygulama yöntemlerini anlatmak olmalıydı."- T. Buğra.
2. edebiyat - Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle anlaşılmasını sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.
3. felsefe - Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama: "Zengin seçenekleri dinlerken siz de muhayyilenizi, eleştiri bilincinizi bilemiş olurdunuz."- H. Taner. Türk Dil Kurumu sözlüğünden alıntıdır.
Evet, artık elimizde hemen herkes tarafında kabul görecek bir çıkış noktamız var; Türk Dil Kurumu'nun internetten ulaşabileceğiniz Ulusal Sözlüğü (http://www.tdk.gov.tr). Şimdi bu çıkış noktasının yolgöstericiliğinde konuyu ele alalım.
Günlük çalışma ortamında kişisel görüşlerin pek bir önemi yoktur. Yapılması gereken bir iş vardır ve yapılır. Üzerinde saatlerce düşünmenize, yorum yapmanıza çok seçenekli yeni düşünce ve düşünme yöntemleri üretmenize gerek yoktur. Temel yöntemi binlerce yıllık birikim bellirler. Bu, bir çok iş dalında böyledir. Alt-üst ilişkisi zinciri işler, hiyerarşik yapının gereğine uygun olarak davranılır ve sonuca ulaşılır. Kalite kontrol sonucun doğruluğuna bakar ve olup olmama kararını verir. Her şey yolundadır. Onlar genel gereksinimlerin çok yavaş değişen ve ölçümlenebilir parçalarını yapmaktadırlar. Eleştiriye bizim anladığımız anlamda gereksinimleri yoktur.
Bazı iş dalları ise, diğerlerine göre çok kısa sürelerde değişen gereksinimlere göre yeni ürünler ortaya koymayı gerektirir. İşin içinde bir de sanatsal kaygılar vardır. Bunlar sınırları belli, ölçülüp biçilebilecek, tartılabilecek kaygılar da değildir üstelik, kişiden kişiye kültürden kültüre değişebilmektedir. İşin içine artık kişisel, kökensel, bölgesel farklılıklar girmiş, görecelik eklenmiştir. Bütün bunlar yeni bir ürün tanıtırken, varolan ürünlerin tanıtımlarında etkin rol oynayacaktır. Artık yeni zorunluluklar gereği yeni ürünler oluşturulmadan önce, ön araştırma yaparak hedef kitleyi belirmek, hedef kitlenin sosyo-ekomonik durumunu üç aşağı-beş yukarı araştırmak, sosyo-ekonomik alt yapısıyla bağlantılı olarak kültürel yapısını çözümleyebimek gereklidir. Bunun yanısıra geleneksel alışkanlıklarını anlayabilmek, kısaca piyasa araştırması yapmak gereklidir. Bu araştırma size, hedef kitlenin günlük gereksinimlerinin ne olduğunu, geleneksel anlamdaki genel beğeni sınırlarını, estetik kaygılarının ne düzeyde olduğunu dolayısıyla hedef kitlenin genel profilini verir. Bu sonuçlara göre bir deneme ürünü tasarlanır ve bir reklam kampanyası çerçevesinde etkinlikler düzenlenerek tüketiciye sunulur. Eleştiriler beklenir ve gelen eleştiriler doğrultusunda özeleştiri yapılır. Bu mantığı uygulamak, üretimi yapılan ürünün hedef kitlenin genel tüketim alışkanlıklarına uygunluğunu koşullayacak dolayısıyla söz konusu ürünün satış grafiğini belirleyecektir. Bu tür veya buna yakın üretim yapan iş dalları, tek tek kişilere değil de, sektörel, bölgesel veya ulusal anlamda üretim yaptığı için toplumsal değişimi sürekli gözetmek zorundadırlar. Sizin de bilebileceğiniz gibi teknolojik değişim artık kolaylıkla algılanabilir düzeye erişmiştir ve bunun günlük yaşama yansıması her türlü iletişim gereçlerinin gelişmesiyle neredeyse günlük diyebileceğimiz kadar hızlanmıştır.
İşte bu noktada eleştiri ve özeleştiri mekanizmasının üretim içerisindeki gerekliği ortaya çıkar. Önceki zamanlarda, tek kişinin ustalığına dayalı usta-çırak ilişkisi düzeyinde yapılan işler artık çalışma grupları oluşturularak çözümlenmekte, fikir üretiminden ürünün ortaya çıkarılmasına kadar geçen süreç içerisinde farklı sektörlerin bakış açıları bile kullanılabilmektedir. Artık, başarılı olabilmek için neyin güncel olup olmadığını, geleneksel alışkanlıkları, tüketimi artıracak toplumsal etkinliklerin tarihlerini, hafta sonları insanların ne yaptığını veya çok ilgisiz gibi değerlendirilecek ama ürünü satmak istediğiniz coğrafi koşulları ve iklim özelliklerini, insanların sanat adına ne yaptıklarını vs. vs. bilmek zorundasınız. Tüm bunların yanısıra her yaptığınız iş için kayıt tutmak ve her yeni yapılan iş için tutulan eski kayıtlara veya arşivlere bakarak karşılaştırmalar yapmak, farklı sektörlerin bakış açılarına başvurmak, tüketici derneklerinin önerilerine açık olmak hatta daha da ileriye giderek birlikte çalıştığınız üretici firmanın olumlu veya olumsuz tüketici geri dönüş yorumlarını incelemek eleştiri-özeleştiri mekanizmasını çalıştırabilmeniz ve onu aktif olarak günlük yaşama katabilmeniz için bir gerekliliktir.
Amaç, eleştiri ve özeleştiri mekanizmasının yanlış ayıklayabilen süzgecini kullanarak daha az hatalı ve daha kaliteli ürünleri yaşama kazandırabilmektir. Eleştiri-özeleştiri yönteminin kullanılıyor olması, üretime farklı bakış açılarının katılımını artıracak, düşünce zenginliğini koşullayacak ve ürünlerin çok yönlü bir bakış açısının getirdiği çok yönlülükle daha güncel ve hangi kaygıyla üretiliyorsa (tecimsel, sanatsal, bilimsel vs. vs.) daha kaliteli olmasını beraberinde ister istemez getirecektir.
Grafiker olarak kendi sektörümde de bu konuda insanların kendini geliştirmesine ve yetkinleştirmesine gereksinim vardır. Herhangi bir iş yapımı söz konusu olduğunda sizler müşterinin genel beğenilerini bilmek, bulunduğu sektörün genel gereksinimlerini kavramış olmak, arşivlerine uygun veya yenilikçi yönde ürünler ortaya çıkarmak ve saygınlığını estetik anlamda korumak ve kotarmak durumundasınız. Bu noktada eleştiriye ve özeleştiriye açık olmak nesnel bir gerekliliktir. Her türlü öneri ve beğeni aktarımı, iş disiplini ile sınırlanmış tipografik öğelerin, renk bilgilerinin, görsel kaygıların daha da zenginleşmesini sağlayacak dolayısıyla sizin kişisel yetkinliğinizi artıracaktır. Böylece kendi ortaya koymuş olduğunuz ürünlere eleştirel bakmayı ögrenerek, üretim yelpazenizi çeşitlendirerek geliştirecek, özeleştirel geri dönüşlerle kaliteli ürünler ve eserler ortaya koymaya başlayabileceksiniz.
Eleştiri-özeleştiri mekanizması, gelişen büyüyen bir döngünün başlangıç noktasıdır. Eleştiriye ne kadar çok açık olup ona ne kadar gereksinim duyarsanız kendinizi o kadar az yineler hatta daha fazla yenilersiniz. Özeleştirel etkileşimler sizi farklı eleştiriler için koşullararak yaptığınız her yenilik diğer insanlar için eleştiri kaynağı olur ve özeleştirel gelişiminize altyapı oluşturur.
Bu konudaki önerim daha fazla üretin, her türlü eleştiriye açık olun, eleştiriler doğrultusunda özeleştirel düzeltmeler yapmaya istekli olun ve yeni eleştiriler bekleyin. Bu etkinlik isteseniz de istemeseniz de sizin sosyal yönünüzü geliştirecek, sanatsal bakınızı yetkinleştirecek, dünya görüşünüzü olgunlaştıracak, çok yönlülüğe olan açıklığınız sizin çok yönlü ürünler vermenize olanak sağlayacak ve bu ürünler üzerinde mesleki eleştiriler doğrultusunda düzeltmeler yapabiliyor olmanız sizin daha kabul edilebilir mantıklı bir insan olma yönünde eğitecektir.
Gelişen sanat, bilim ve teknoloji, artık kişiye özgü düşüncelerin ve bencilliğin yetersizliğini göstererek evrensel dünya görüşlerini yüceltmektedir. Dünya, bölgesel veya ulusal olarak kavranabilmenin çok ötesine geçmiştir. Duygularımız bizi diğer canlılardan ayıran en temel özelliğimizdir fakat unutmayalım ki bizi insan yapan dönüşümün özünde, duygularımızın ve mantığımızın akılcı kullanımı vardır.
Eleştiri, 'Kişisel anlamda diğerine göre bir üste çıkma veya kişisel ego tatmini aracı olarak kullanılmalıdır'ın tersine -bu amaçla kullanılmış olsa bile, mantık gereği- varolan yanlışların bulunup ayıklanabilmesi için gerekli, geliştirici ve yetkinleştirici bir araç olarak kavranmalıdır. Eleştirel bakının ortaya koyduğunu düşünceler içerisinden ahlak sınırları içerisinde kalarak sizin ve diğer insanların işinize yaracak olanlarını almanız, eleştirinin sizin üzerinde yarattığı duygusal etkileri duygusal çemkirmeler yaparak akılcılaştırmaya çalışmak yerine, kendinizi ve çevrenizi olumlu yönde etkilemek, geliştirebilmek için kullanmanız -ki bu tam olarak özeleştiridir- insanlık adına yapılması gereken en mantıklı davranış biçimi olacaktır.
Eleştirili ve özeleştirili aydınlık günler dilerim, saygılar.
|