|
Selam,
Uzun bir süredir düşünüyordum. Sizlere yarım kalan bir maceranın son bilgilerini nasıl aktarırsam objektiflikten hem uzaklaşmamış olurum, hem de yaşanan süreci kaldığı yerden sona doğru ulaştırırım. Bir türlü elim klavyeye gitmedi. Aslında nedenini biliyor olmama karşın biraz daha beklemeliyim düşüncesinden sıyrılamadım.
Oluşum sürecinde geçici yönetim içerisinde yer alan kişilerin neredeyse büyük bir kısmının katıldığı, karşılıklı olarak başlayan atışma, sürtüşme ve sonrasında hakaretleşme sürecinin ortaya çıkması ve taraflardan birinin diğerlerinden birkaçını mahkemeye:
- Bana hakaret ediyorlar…
Şeklinde yapmış olduğu başvuru ve o bilindik mahkeme süreci. Daha önce belirttiğim gibi kişilerin yazdığı yazılar nedeniyle birbirlerini mahkemeye vermelerini hiçbir zaman onaylamadım. Bundan sonraki süreçte de bu düşüncemde ısrarcıyım. Gerekçesi ne olursa olsun karşılıklı yazışan veya sürtüşen kişilerin yazışmaların bir yerinden sonra;
- Ulan ben şimdi sizin canınıza okurum…
düşüncesiyle yazanları savcılığa şikayet edip onlar hakkında tazminat davası ya da hapis cezası düşüncesiyle mahkeme açmasını hiçbir şekilde onaylamam. Bu durum benim hakaret edenleri savunduğum anlamına gelmez. İlke olarak bu tür bir şeye temelden karşıyım. Bunun yanında tarafların birbirlerine eşlerine ve çocuklarına kadar işi vardırmasına da kesinlikle karşıyım. Eğer varsa bir sorun bunu kişinin kendisiyle çözebiliyorsan çözersin. Yok çözemiyorsan düşüncelerinin ve bakış açının yansıması olan yazılarını camiaya açar ilgili durumu savunduğun ilkeler çerçevesinde bütün kitleye düzeyli bir şekilde yayarsın. Bunu da beceremiyorsan kendi derdine yanar bir kenara çekilir kös kös oturursun. Bunun dışında başka bir davranış sergilemek tümüyle acizlerin işidir. Bu da bilindiği gibi benim tercih ettiğim bir tarz değildir.
Şimdi bu ön açıklamayı yaptıktan sonra gelelim konumuzun can alıcı noktasına. Bu kerameti kendinden menkul muhteremler bir araya gelip “ Meslek Birliği “ oluşturma sürecine girmişlerdi. Bunu ilk duyduğum an aklımdan şunu geçirdim.
- Bu birlik gerçekleşirse eğer sektör önemli bir kazanım elde eder. Bu kazanıma katkıda bulunmak aklı başında olan her Grafik Tasarımcının birincil görevi olmalıdır…
Bu anlamda bu ünlü sözümü de Faruk Çağla ile bir Pazar günü buluştuğumda kendisine belirttim. Bu sözü söylediğim o an kendisinin bu sözden ne anladığını daha sonra gelişen durumları göz önüne aldığımızda şu an hiçbir şey anlamadığını görüyoruz. Aslında aklı başında olan kelimesi burada demek ki anlamını bulmuyormuş bu da ispatlanmış oldu veya her aklı başında olan kişi söylenen her sözü anlamıyormuş demek mi doğru bunu yazının ilerleyen satırlarında birlikte görücez.
Kısa bir durum tahlili yaptım ve o dönem kendisini geçici olarak tanımlayan yönetime gelinen son nokta ile ilgili düşüncelerimi içeren bir yazı sundum. Yazıyı olumlu karşılayanların yanında olumsuz hatta gereksiz bulanlar da oldu. Yazdığım yazıyı yönetimde o an bulunan kimsenin olumlu karşılamamasını beklememe karşın bazılarının olumlu karşılaması beni daha da umutlandırdı. Yazıyı olumsuz karşılayan ve bu yazı sonrasında beni yönetime öneren Faruk Çağla’nın yazdıklarına karşı çıkanın ve sonrasında geçici yönetimden çekildiğini bildiren kişinin kim olduğunu tahmin edin bakalım. Bulamadınız mı..? Yorulmayın sizin yerinize ben belirteyim.
Ahmet Karakurt.
Benimle ilgili kişisel düşüncelerinin ne olduğunu daha öncesinde yazdığım için burada ayrıca belirtmeme sanırım gerek yok. Gerçek anlamda rahatsız kişinin kim olduğuna gelince onu da bu yazıdan sonra yazacağım;
Grafikerler Destek Birliği-3
başlıklı yazımda net bir şekilde okuyabilirsiniz. Sizleri bu anlamda biraz bekleticem ama kusura bakmayın bir oturuşta her şeyi yazamıyorum. Bazıları gibi işkembe-i kübra’dan atma yöntemini benimsemiş olsaydım bir oturuşta 200 sayfa yazı bile yazabilirdim ama ne yazık ki olmuyor… Neyse.
Bir yıllık bir süre geçmesine karşın hemen her yerde bir şeyleri bahane ederek yazdıkları her yazıda birbirlerine laf giydirmeyi kendilerine alışkanlık edinmiş olan bizim siyamlı üçüzlerin son dönemde yine karşılıklı olarak aşık atışmasından beter bir duruma dönüşen yazıları sonrasında ve bana mail olarak gönderdikleri Levent Elpen Günlüklerinin bıktırıcı bir şekle bürünmesiyle birlikte her ikisine hitap eden;
- Yeter artık kardeşim...
şeklinde başlayan ve süreçte karşılıklı olarak birbiriyle anlamsız bir şekilde yazışan kişileri genel olarak eleştiren yazımı grafikerler.org sitesinde aralarına girip yazmam sonrasında kişisel olarak hangi düşünceden hareketle aldığı belli olmayan kararından sonra Faruk Çağla bir anda beni “ Düşmanla işbirliği yapan vatan haini “ ilan etti. Sanıyorum aklı sıra beni bu tür tanımlamalarla sindirip etkisiz hale getireceğini düşünen bu zavallı beni ne kadar tanımış olduğunu da bu sayede herkese göstermiş oldu. Ağza alındığında ilgili bu durumu kafası basan herhangi bir kişinin gülüp geçmek yerine yapılan bu suçlamayı hemen ciddiye alıp ilgili kişiyi iddia ettiği suçlamalar konusunda açıklamaya davet etmesi gerekir.
Aynı düşüncede olduğum için ben de hemen kendisine iddia ettiği suçlamaları ( düşmanla işbirliği yapan kendini beğenmiş, enaniyet duygusuna kapılmış bir kişi suçlaması ) delilleri ile birlikte ispat etmeye çağırdım. Yanlış anlamayın bu yazışmaların tümü grafikerler.org sitesinde oluyor. Sonrasında vatandaş başladı yazmaya. Fakat suçladığı hiçbir konuyu nedense ispatlayamayan bu zat ıvırıp kıvırıyor, aba altından sopa gösteriyor sonrasında aklı sıra dostum olduğunu ima etmeye, tutmayınca dışarıdan bakan düşmanların bu durumu görünce ellerini ovuşturduğuna, yok efendim bizim karşılıklı yazışmalarımız sonrasında;
- Sersemler en sonunda birbirlerine girdi…
gibi ucuz ve bayat numaralara, aba altından sopa göstermeden tutun da aklı sıra bana akıl vermelere kadar bir ton saçma sapan yazıyı utanmadan sıkılmadan hatta arlanmadan yazdı. Bu arada bu yazının ana konusu olan ve adını kendisinin koyduğu ve kurmayı düşündüğünü bana bundan iki ay önce hastane odasında söylediği ama aslında benim kendisine daha öncesinde bir düşünce olarak belirttiğim Dernek fikrini ortaya manifesto diye yazdığı yazının bir yerinde attı. 22.08.2009 tarihinde ortaya attığı bu düşünce öncesinde kendisine bir yıldan bu yana yaptığım ve sayısını şu an unuttuğum eleştirilerimden birinde ( ki bu hastane odasında karşılıklı konuştuğumuzda )
- Dernek düşüncesinde acele etme. Öncelikli olarak üzerindeki kavgacı damgasını kaldır. Kendini biraz unuttur. Dernek deyip duruyorsun ama benim tanıdığım her başkan birleştirici, bütünleştiricidir. Kavgacı başkan nerede görülmüş..? Acele etme bekle. İlgili durumu oturup değerlendirelim…
Sözünü sarfetmeme karşın yangından mal kaçırma telaşıyla birden ortaya kimseye danışmadan “ Manifesto “ adı altında bir yazı çıkarttı. Yaşamda ne zaman bir konuda acele etsem yanlış yaparım düşüncesiyle kendisine dernek konusunda kesin bir cevap vermedim. Bu arada aklıma takılan bir konuyu da bu arada incelemek istedim. Meslek Birliği oluşum sürecinde ortaya atılan bir duyuru yazısı vardı. Meslek Birliğinin düşüncelerini belirten bu yazıyı inceleyip yazılanlara ters düşmemek adına kendime zaman tanıdım. Şu an aldığım bu kararda ne kadar isabetli olduğumu bir kez daha görüyorum. Bir yıl önce yazılanların bir yıl sonra tam tersini savunmak diğerlerini boş verdim en azından benim için imkansız bir durumdur.
“ Hepimiz Aynı Gemideyiz “ başlığı altında yapılan bu duyuru yazısını bir kez daha okuduğumda her şey net bir şekilde ortaya çıktı. Yazının bir yerinde Meslek Birliği düşüncesi şöyle belirtilmiş…
“Birlik diyoruz. Çünkü Grafikerleri savunacak dernek şeklinde kurulmuş yapılanmaların yasal olarak yetkilerinin kısıtlı kaldığı, daha kuvvetli yasal yaptırımlara sahip, hukuk ve ekonomi hayatında kesin ve etkili çözümler üretecek kuruma gerek duyulduğu tüm grafik emekçilerinin ortak görüşü oldu. “
Bu yazı Grafikerler Meslek Birliği düşüncesinin temelini oluşturan “ Birlik “ sözünün çeşitli biçimlerde tarifini içeriyor.
- Birlik olun çünkü…
şeklinde başlayan paragrafların birinde neden dernek yerine birlik kurulması konusu ele alınmış. Alınmış diyorum çünkü yazıyı ben kaleme almadım ama yazılan bu yazıdaki düşünceye katıldığımı daha öncesinde pek çok kez ifade ettim.
Şimdi işin bam teline dokunacak yere nihayet gelmek üzereyiz. Aklını ve mantığını kullanmak yerine kızdığı her kişi sonrasında Q klavyesine sarılıp iki parmağıyla canhıraş bir şekilde hatta hırsını klavyeden almak istercesine yazdığı saçmalıklar manzumesinin son örneği olan “ Tüm Grafikerler Dayanışma Derneği “ manifestosu yazım dili olarak, içerik olarak ve en önemlisi de düşüncede tutarlılık olarak kendi içerisinde çelişkilerle dolu bir saçmalıklar manzumesidir.
Öncelikle isterseniz şu adını “ Manifesto “ olarak koyduğu kelimenin anlamını bilmeyenler olabilir düşüncesiyle bu kelimeyi sözlük anlamıyla açıklayalım.
Manifesto :
1. anlamı: Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste.
2. anlamı: i. (çoğ. toes) tebliğ, bildiri, umuma hitap eden beyanat,bildirge.
3. anlamı: bildiri, parti programı.
Bu şahsın gemi kaptanı olmadığını bildiğimiz için 1. seçeneği geçiyoruz. Sonraki seçenekleri değerlendirdiğimizde karşımıza kısaca adına “ Bildiri “ denen şey çıkıyor ki manifesto yerine adının bu olması daha mantıklı olurdu. Neyse hadi buna da razı olduğumuzu varsayalım ama yazıyı okumaya başladığımızda hayretler içerisine düşmekten kendimizi alamıyoruz. Adına manifesto denen bu saçmalıklar manzumesinin daha anlaşılır olabilmesi için maddelere bölerek can alıcı bölümlerini ele almak ortaya çıkan bu çarpık düşünceyi daha anlaşılır hale getirecektir.
Madde 1:
“ Bundan bir yıl önce iyi niyetli birlik olunması çabalarıyla Grafikerler Meslek Birliği düşüncesi ortaya atılmış, daha sonra yaşanan olumsuz gelişmelerle grafikerlerin bir çatı altında toplanması sallantıda kalmıştır.
BU sallantı, bu muğlaklık sona erdirilmeden Grafikerler Haklarını koruyamazlar.
Gün geçtikçe; Grafikerlerin bölünmesi, parçalanması ve ezilmesi kolay lokma olması hızlanmaktadır.” Demiş…
Anlamı: Evet yaklaşık bir yıl önce bir birlik çalışması vardı. Bu birlik çalışmasının da geçici başkanı geçici yönetim tarafından oy birliği ile seçilmiş olan Faruk Çağla idi. Ama gelin görün ki bu adına birlik denen oluşum daha emeklemeye başlamadan içerden ve dışarıdan tırtıklanmaya sabote edilmeye başlandı. ( kendisini tüccar sananın kiişilerin ürettiği düşüncelerden tutun da kişisel kurtuluşunu Avrupa birliği fonlarından gelecek paraya bağlayanlara kadar ) ve en sonunda birlik düşüncesiyle yola çıkanlar birbirlerine düştüler. Sonuçta ortada ne birlik kaldı ne de ona benzer bir şey. Hatta birliğin başkanı olan ve başkanlığı sürdürmeye aday kişi " Oynamıyorum " diyerek misketlerini toplayıp başkanlıktan istifa edip gitti. Espri bir yana başkanlıktan kaç kez istifa ettiğini şu an ben bile unuttum. Ortaya çıkan sallantıyı sona erdirmek artık bence bu şahıslarla mümkün değil. Bu anlamda konuyu sallantıya bağlamak anlamsız ve yersiz boş bir çabadır. Grafikerlerin bölünmüş olduğunu kim uyduruyor desem mi acaba..? Grafikerler birlik olunca zor bir lokma mı olacaklar..? Dernek kurarak oluşturulan birlik grafikerleri şaha mı kaldıracak..? Hayal görmek bu olsa gerek.
Madde 2:
“ Tüm Grafikerler Dayanışma Derneği ( veya bu isime benzer isimli bir DAYANIŞMA derneği) derhal kurulmalıdır. “ Demiş…
Anlamı: Daha öncesinde ölçmeden, biçmeden ve dahi düşünmeden damdan düşer gibi, yangından mal kaçırır gibi bir yazı yazılırsa sonuçta gelinecek nokta da bu olur. Bu nasıl bir düşünce, nasıl bir tutarlılığa sahip bakış açısıdır anlamak mümkün değil.
- Ben bu şekilde bir isim buldum daha iyisini bilen, bulan varsa buyursun onun bulduğu isim altında dernek kuralım ama mutlaka bir an önce kuralım…
Buyurun kurun. Hatta size önerim bir an önce kurun. Derneğin adını da bir kenara bırakın hem adı olacak ta ne olacak..? Adı değil sanı milleti kurtaracak. İyi de asıl kurtulacak olan kim..? Bakın geç kalıyorsunuz. Hatta kalmışsınız da haberiniz bile yok. Vereceğim linki tıklayın bakalım kimler ne tür bir dernek kurma aşamasındalar. Ajans Grafikerleri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği. Geç kaldınız koçum atı alan üsküdarı geçmiş bile.
Buyurun size linki:
http://www.facebook.com/group.php?gid=43501191376
Kurma konusunda hala karar veremediğiniz hatta adını bile daha çok bilenin belirleyeceği türden bir dernek bu linkteki kişileri de kapsıyor mu..? Adının başında “ Tüm “ kelimesi olduğuna göre sanırım kapsıyordur. Adı daha belli değil mi..? Bu nasıl bir kararlılık kardeşim. Daha adını bile kesin belirlemediğiniz bir derneğin hangi düşünceyle manifestosunu yayınlıyorsunuz..? Bunun adına ciddiyetsizlik denmez de ne denir..? Devam edelim daha yazacak çok şey var.
Madde 3:
“ Grafikerlerin hepsi grafik sanatçısı değildir ve kendilerini sanat eseri sahibi olarak görmemekte, dolayısı ile sanat eseri sahipliği temeli üzerine kurulacak Meslek Birliği çatısı altında birleşmeye sıcak bakmamaktadırlar. “
“ Oysa Faruk Çağla’ya göre en kolay, en esnek ve en kucaklayıcı örgütlenme biçimi DERNEK olarak görünmektedir ve dikkat edilirse tüm internet forumlarında grafikerlerin ezilmesine karşı olan bir çok üye de DERNEKTEN BAŞLANMALI ve AVUKAT DESTEĞİ alınmalıdır demektedir. “ Demiş…
Anlamı: Bunun anlamı aslında çok açık. Ama isterseniz öncelikle bundan bir yıl önce bu konuya kim nasıl bir yaklaşım izlemiş ona bakalım ve aradaki çelişkiye dikkat çekelim. Hepimiz Aynı Gemideyiz bildirisinde ne demişti bu muhteremler..?
“ Birlik diyoruz. Çünkü Grafikerleri savunacak dernek şeklinde kurulmuş yapılanmaların yasal olarak yetkilerinin kısıtlı kaldığı, daha kuvvetli yasal yaptırımlara sahip, hukuk ve ekonomi hayatında kesin ve etkili çözümler üretecek kuruma gerek duyulduğu tüm grafik emekçilerinin ortak görüşü oldu. “ demiş...
Anlamı: Şimdi bu yazılanlardan hangisi doğru..? Bir yıl önce birliği savunan bu düşünce derneğin bu işlerde bir işe yaramayacağını ballandırarak anlatırken bir yıl sonra derneğin çözüm olduğunu ve çözümü de aslında sanatçı olmayan ama kendisine grafiker diyen kişilerin önerdiğini söyleyebilecek kadar iki yüzlü olabiliyor. Bu şahsın dün altına imzasını koyduğu yazıya mı yoksa bugün birden ortaya fırlayıp aklısıra yazdığı bu yazıya mı inanılacak. Bunun yanında bir kişi önce sorar sonra sorduğu soruya kendisi cevap verirse bu herkesin fikri mi olur..? Yazdıkça komikleşmiş. Dün yazdığını bugün inkar eden düşünce sahipleri mi sanatçı olmayan bu grafikerlerin hakkını savunacak. Gülsem mi ağlasam mı şu an karar veremedim. Karar verince size de bildiririm.
Madde 4:
“ Dernek statüsünde olan kuruluşların yaptırım gücü olmadığından ve mevcut grafiker kuruluşlarının bu nedenle grafiker haklarını savunamadığından söz edilmektedir. Oysa bu tümüyle yöneticilerin yönetim şeklinden kaynaklanmaktadır. Aynı statüde bir başka derneğin kurulmasına yasal engel olmadığı gibi, bir derneğin başaramadığını diğeri pek ala başarabilir.
TGDD’nin 30 bin üyesi olursa 300 üyeli bir meslek kuruluşundan çok daha etkili ve yetkili olacaktır. “ Demiş…
Anlamı: Adına dernek denen kuruluşun yaptırım gücünün olması ya da olmaması burada önemli değildir. Önemli olan bu derneği kurma iddiası ile ortaya çıkanların tutarlı olup olmadığıdır. Dün söylediklerini ya da yazdıklarını bu gün inkar eden kişiler yarın da bugün söylediklerini inkar noktasına gelebilirler. Ne demiş atalarımız;
- Bir insanın söylediğine değil yaptığına bakılır…
Dün Meslek Birliği’ni göklere çıkartıp derneğin bir işe yaramayacağını savunanlar bugün kalkmış grafikerlerin kurtuluşunun dernekten geçtiğini ve beceriksiz olduğu için başaramayanların olabileceğini ama kendilerinin ne kadar becerikli olduğunu yazmaya utanmıyorlar. Adına beceri denen şey; söylediklerinizle, yazdıklarınla ve yaptıklarınızla bağıntılıdır. Dün başka bugün başka konuşan ve yazan kişinin becerisi sorgulanmadan çöpe atılır. Tutarlılık işte bu anda ve noktada anlamını ve yerini bulur. Beceriksizlik ise baki kalır.
Madde 5:
“ Faruk Çağla diyor ki; Avukatı bulan bu derneği kurar. Dernek kurulunca da MAĞDUR EDİLEN veya daha güçlü olmak isteyen binlerce grafiker buraya katılır.
Web sitemiz yapılma aşamasındadır. Facebook'taki bu grubumuz web sitemizin ve Derneğimizin temelini oluşturacaktır. Derneğimiz kurulma aşamasındadır. Yer ve bina hiç önemli değildir… Sizin klavyeniz, mouse’unuz ve internetiniz var! Sizin yüreğiniz var, beyniniz var. “ Demiş…
Anlamı: Arkadaş avukatı bulmuş geriye ne kaldı derneği kurmak. Buyurun kurun. Eminim sizi kimse engellemeyecek hatta kurmanız için destek olacak olanlar bile çıkacaktır. Derneği kurduktan sonra mağdur edilmiş grafikerler kendilerini güçlü hissetmek adına derneğinize katılırlar mı işte onu bilemem. Bunun yanında anlaşılan o ki kuracağınız derneğin yeri yurdu olmayacak. Hani ne derler Online dernek ya da Facebook derneği. Herhangi bir sorunu olan kişi sizi internetten bulacak. Sıkıntısı olan MSN’den bağlanacak. Mağdur edilen mail atacak ama sizin bir dernek binanız olmayacak. Grafik tasarımcıların şey pardon grafikerlerin yüreği ve beyni olacak ama adına sahi adı kesin mi bu derneğin o bile şu an belirsiz. Bu kadar çok belirsizin olduğu bir dernek anlayışıyla kim nerede kimin hakkını nasıl savunacak hadi gelin hep birlikte merak edelim. Bakalım sonuca varabilecek miyiz..?
Çünkü merak etmekten başka önümüzde herhangi somut bir gerçek yok. Hayal taciri Faruk Çağla gölge oyunu oynatan hayali ustaya taş çıkartacak bir maharete sahip olduğunu herkese bir güzel ispatladı.
Bu acı deney bize gösteriyor ki eline klavyeyi alan herkes aklına gelen her şeyi yazarsa ortaya adına saçmalıklar manzumesi denecek türden bu yazılar çıkar.
- Dernek kurmak için ortaya çıkan bu zihniyetin tutarlı bir düşüncesi yok.
- Dernek her şeyin çözümüdür bakış açısıyla sahneye fırlayanların aslında ellerinde sahneleyecekleri tutarlı bir senaryo bile yok.
- Dernek grafikerlerin tek kurtarıcısıdır sözünü bugün sarfedenlerin dün ne yazdıklarından ve yaptıklarından haberi yok.
- Dernekçiliği internet üzerinde çöplüğe dönmüş Facebook üzerinden başlatma ciddiyetsizliğini gösterebilecek kadar beceriksiz ve tutarsız olanların kime hangi anlamda yararı olacağını düşünmeye de bu anlamda gerek yok.
Bu ciddiyetsiz, tutarsız ve beceriksiz düşünce sahiplerine sonuç olarak şunu belirtmek istiyorum. Derneği ciddi bir şekilde bir an önce kurun. Kimse size bu anlamda karşı çıkmaz. Hatta kurabiliyorsanız buyurun Meslek Birliğini de kurun sözünü söylesem mi diye düşünüyorum ama bu saatten sonra yazısına;
- Faruk Çağla diyor ki;
diye başlayan birisinin bu tür bir oluşumu gerçekleştirme beceri, yetenek ve bilgi birikiminin olmadığını artık sağır sultan bile biliyor. Onun için bu tür bir isteği gündeme getirmemek sanırım daha doğru olur. Yalnız şunu unutmayın. Adına Grafik Tasarım denen meslek dalı güzel sanatların önemli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Şu an sektörde bulunan grafik tasarımcılar da zanaatkar değil sanatçıdır. Sektörde hizmet veren kişileri aşağılayan, küçümseyen ve hatta onların nasıl bir karaktere sahip olduğunu belirtmek adına sağda solda yazılar yazan bir kişinin kime nasıl bir yardımının olabileceğini de bu anlamda iyice düşünün.
Grafiker Ekrem’ in Hikayesi adı altında yazdığı yazıda başından geçen bir olayı anlatırken aklı sıra grafiker olan bir kişiyi aşağılama yöntemine dikkat edin. Kendi beceriksizliğini ve yetersizliğini başkalarının üzerine suç olarak atan zihniyete sahip bir kişinin hangi alaylı grafikeri veya operatörü nasıl bir samimiyetle destekleyeceğini düşünmek bile istemiyorum. Bir kere insan düşündükleriyle, yazdıklarıyla ve davranışlarıyla bir bütün olarak tutarlılık ve inandırıcılık sergilemelidir. Dün söylediğini bugün inkar eden, önüne genel herkese elindeki bastonu sallayan, aşağılayan, küçümseyen sektörü kendisini grafik tasarımcı sanan at hırsızlarının doldurduğunu her yazdığı yazıda ima eden bir kişinin hangi akıl ve mantıkla yine aynı sektörde yer alan alaylı grafikerlerin haklarını savunacağını merak etmek sanırım yanlış olmaz.
Bu düşünceleri hem savunup hem de sonrasında tutup “ Faruk Çağla diyor ki “ gibi komik bir üslupla ortaya fırlayan bu şahıs ya karşısındakileri aptal sanıyor ya da sektör içerisinde kendisine “ Usta, hoca “ gibi tanımlamalar yapılması kendisini her ne söylerse dikkate alınır sözü dinlenir olduğunu sanma hayalciliğine kaptırıyor. Her iki davranışın da normal bir psikolojik tepki olmayacağı düşünüldüğünde gaza gelmiş bir kişi edasıyla sektörde şu an yaşanan boşluğu aklısıra kendisinin dolduracağını düşünüyor. Bunun yanında kendisine karşı duran ya da kendisini eleştiren kişilerin de “ Düşmanla işbirliği yapan birer vatan haini “ noktasına geldiğini kanıtlayamadığı halde söyleme cüretini gösteren bu şahıs attığı iftiranın ve çamurun kişilerin üzerinde kalacağını sanacak kadar gaflete düşmüş olabiliyor.
Bu güne kadar oluşum adına elini sürdüğü her şeyi batıran bu şahsın dernek diye ortaya fırlayıp yazdığı garabetin elle tutulur hiçbir yanı yoktur. Elinize aldığınızda liğme liğme dökülen bir yazım üslubu ve tutarsızlıklarla dolu anlatım tarzı ve içerisine düştüğü çelişkinin kesin kanıtıdır.
Grafik Tasarımcılar için yazdığı ve sarfettiği bunca sözden sonra sıkılmadan bu tür bir dernek oluşumunu üstelik yeri yurdu belli olmayan bir şekilde kuracağını savunan bu kişiye katılarak gülmek sanırım anlamlı ve yerinde bir davranış olacaktır.
- Derneğin adı şu an belli değil. ( Ortaya attığı isim daha iyisi bulunursa değiştirilebilirmiş mantığa bakın )
- Derneğin logosu şu an belli değil. ( Logo diye yaptığı garabeti stajyer olarak işe başlayan bir kişi yapsa o an kapıya konur. Başkalarına afra tafra yapan bir kişinin ortaya çıkartacağı logotype bu mudur..? Tipografik yerleşim rezalet, çizgisi acemilik abidesi. 70’li yıllardan kalma özelliği ile keskin bir naftalin kokusu burnunuzun direğini kırıyor. Bir de bunun adı logo çalışması oluyor. Ekrem diye küçümsediğin kişi bile senden daha iyi logo çalışması yapar. )
- Derneğin hitap edeceği kitle belli değil. ( Mektepli, alaylı, illüstratör, operatör her şey birbirinin içerisine girmiş durumda. Sapla saman ancak bu kadar birbirine karıştırılırdı muhterem en sonunda bunu da başardı. )
- Derneğin grafik sanatına bakış açısı belli değil. ( Bir satır önce sanatçı, bir satır sonra zanaatçı, tam bir karmaşa ve mugalata hakim. Acemilik ve beceriksizlik abidesi bir yazı. )
- Derneğin sektöre yönelik bir politikası yok. ( Aradan 1 yıl geçmesine karşın dün canciger kuzu sarma olduğu kişilere karşı manifesto diye yazdığı garabet yazısında bile suçlama yapacak kadar kucaklayıcı ve bütünleştirici olmaktan uzak bir bakış açısına sahip. Sözümona dernek başkanı olmaya aday bir kişinin davranışındaki üsluba bakın. Bu güne kadar tanıdığınız hangi dernek başkanı bu tür bir üsluba sahip bir kez daha düşünün. )
- Derneği dün kolkola dolaştığı ama her nedense sonradan gırtlak gırtlağa geldiği kişilerden intikam alma aracı olarak gören bir düşünce yapısına sahip olan bir kişinin grafik tasarımcıların sanatsal ve sosyal haklarını savunabileceğini düşünmek sanırım hayalci olmanın bir adım önüne geçmekle eşdeğer olsa gerek. Yazdığı her yazıda, ortaya attığı her düşüncede aslında bu gün kanlı bıçaklı olduğu kişilerle aynı düzlemde yer aldığını bile göremeyecek durumda olan bu kişinin bu tür bir derneği milleti elinde kişisel hırslarının oyuncağı yapmaktan başka bir amacı yok.
Bundan bir yıl önce birlik olmak adına yola çıkan kişiler bugün kanlı bıçaklı hatta mahkemelik olmuşlardır. Grafikerler Meslek Birliği’nin üzerine bir bardak soğuk su içen bu şahıslar şu an aynı düzlemde olduklarının farkında bile değiller. Grafik tasarımcıların özlük hakları ve sanatsal telif hakları bu tür ucuz numaralarla ve bu tür kişilerce heba edilmesine aklı başında olan kimsenin katılmayacağı, katkı sağlamayacağı gerçeğinden hareketle…
Saygılar…
|