Selam,
Son dönemde bazı şahsiyetlerin ( bunlara internet bülbülleri demek daha doğru olur ) bazı sitelerde özellikle grafik tasarım konusunda özellikle tartışılması genel doğrular açısından baktığımızda hiç bir anlam oluşturmayan temel kavramlar üzerinde tartışma ortamı oluşturduğunu ve bu konular üzerinde kendilerine çarpık düşünceleri temelinde zemin oluşturmaya çalıştıklarını gülerek izliyorum. İlgili durum artık öyle bir hale geldi ki tartışmaya açtıkları konuları bir süre önce kendileri hararetle savunan bu aklı evveller gelinen noktada bir dönem savundukları abuk düşüncelerini yine kendileri inkar eder duruma geldiler.
Grafik Tasarım olgusunun ülkemize genel kavramlarıyla birlikte ne yazık ki dışardan gelmiş olması bir yana temel kavramları bir kenara itelim tali noktalarda bile şu an herhangi bir tanımlamayı bile sektöre oturtamamış olmamız gerçeğinden hareketle tartışılan konuların elin davuluna tokmak olmaktan başka hiç bir işe yaramadığını bu sığ, subuk tartışmaların yerine geliştirici bakış açılarının ortaya serilmesinin sağlıklı zemini için düşünce yormak gerekiyor.
Üzerine eğildiği konular hakkında genişlemesine ve dahi derinlemesine bilgi sahibi olduğundan tutun da genel temel kavramların ne anlama geldiğine kadar bir çok konuda düşünce ürettiğini sanan bu şahıslar ne yazık ki sektörün bugün içerisine düştüğü açmazın önemli bir parçası olduklarını, sahip oldukları niteliksiz ve sığ bakış açılarının penceresinden baktıkları için göremiyorlar. Adını ısrarla " Grafiker " olarak koymaya çalıştıkları kişinin bile aslında şu an zeytin ekmeğe talim eden bilgisayar operatörü olmanın bir adım bile önüne geçemeyen özgün olmanın ne anlama geldiğini bile kavrayamamış, nitelik birikimi yerlerde sürünen bir taklitçi olduğunu bile algılayamayacak düzeyde olan bu kişiler ne olduğunu bilemedikleri bir tanımlamayı kendi hayal güçsüzlüklerinde yarattıkları çelişkilerle bezemeye çalıştıklarının da farkına varamıyorlar.
Oysa ki bugün dünyanın reklam sektöründe öne çıkmış ülkelerinin sektörel öncülerinin bundan yıllar öncesinde ortaya koydukları genel ve özel tanımlamaları bir kenara itip akılları sıra kendi kişisel tanımlamalarını yapacaklarını düşünen bu şahıslar ortaya attıkları düşüncelerle ne kadar komik bir hale geldiklerini de göremiyorlar. Kişisel tanımlamaları yeniden yaratmak adına ortaya attıkları düşüncesizlik abidesi sözlerinin literatürdeki karşılığının ne olduğuna bile bakacak akıl düzeyine sahip olmayan bu kişiler cahil cesaretiyle ortaya attıkları ve tekniker düzeyindeki kişilere özellikle Almanya'da verilmiş " Grafiker " tanımlamasının ülkemizde de kelime anlamına uygun bir şekilde kullanılması gerektiğini savunacak kadar bu sektörün ruhuna, mantığına ve bakış açısına ne kadar yakıştıklarını da göstermiş oluyorlar.
Bundan önce bir çok kez nedenlerini, niçinlerini ele alarak ortaya sermeye çalıştığım ve tanımlama karşılığını dünyadaki eşdaşlarından hareketle belirtmeye çalıştığım " Graphic Designer " ingilizce tanımlamasının karşılığı olarak tasarımcı niteliğe sahip olması kaçınılmaz olan bir grafik sanatçısının sektörel tanımlamasının Türkçe karşılığının da " Grafik Tasarımcı " olmasının bir zorunluluktan önce olması gereken en doğru tanımlama mantığına eş düştüğünü gerek bu alanda gerekse de başka alanlarda bir çok kez şu an olduğu gibi yinelememe karşın bu kendisini aşağılamayı yine kendisine doğal davranış olarak benimsemiş öykünmeci muhteremlerin kafalarının içerisine sokamadım. Aslında bu şahıslara çok fazla haksızlık etmemek düşüncesinden hareketle bunların bu tanımlamanın ne anlama geldiğini kavramış olmayı onlardan çok istememe karşın her nedense bu şahıslar man kafalarının algılama becerisinin ne kadar sığ sularda karaya oturmuş sandal olduğunu gördükten sonra bunlara hayıflanmak yerine bunları kendilerini layık gördükleri batakta bırakmanın daha doğru olacağını düşünmenin işin doğasına uygun olacağı gerçeğini de gözardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.
- Efendim grafiker zaten tasarım yapan kişiymiş. Bir de bu kişiye tasarımcı gibi bir ekleme yapmaya gerek yokmuş..!
Grafiker tasarım yapmaz man kafa kardeşim. Grafiker uygulama yani aplikasyon yapar. Adına grafik tasarım denen sanatsal çalışmayı Art Direktör yapar. Hatta Art Direktör de bu işi tek başına yapmaz. Bu çalışma ekip işidir. Bu türden bir çalışmayı içerisinde birden fazla kişinin yer aldığı, görev tanımları belirlenmiş bir ekip yani adına çalışma grubu denen kişiler bütünlüğü yapar. Konsept oluşturmaktan tutun da işin sanatsal ve yazınsal çalışmasını hazırlayandan, uygulayana kadar birden fazla kişinin ortak ekip ruhunun ürünü olan bir çalışma disiplinini bu ekip ortak çabasıyla ortaya serer. Bu sözünü ettiğim ekip ya da grup, adına reklam ajansı denen ama bu çöp kafalı şahısların içerisine bir türlü giremedikleri ortamlarda sistematik olarak çalışarak hazırlanır. Yoksa bir kişinin bilgisayarın başına geçip
- Orasını da burasını da her şeyini de ben yaparım ulan...
düşüncesiyle ortaya çıkardıkları bir çalışma bu kapsama hiç bir zaman girmez. Bu tür bir bakış açısı ve yaklaşımla ortaya serilen bir çalışma grafik tasarım olur mu..? Evet bir anlamda olabilir ama bu ekip çalışmasının ürünü olan bir çalışma değil kişinin kendisini ekip sandiğı bir çalışma türünden başka bir şey değildir. Eğer öyle olsaydı bugün adına reklam ajansı denen çalışma ortamında bulunan kişileri onların işverenleri tonla para ödeyerek tutmazlardı. Şimdi ya bu zevzeklerin düşüncesi doğru, ben ve benim gibi düşünen ve konuya yaklaşanlar yanılıyor, ya da ortada bugün bakıldığı zaman açık ve net bir şekilde görünen reklam ajansı bünyesinde çalışan ekibin mantığı, bakış açısı ve çalışma tarzı. Aslında hangisinin doğru olduğunu tartışmak bile abes.
Sektörün içerisinde bir şekilde yer aldığını iddia eden ve dışardan bakıldığında ortaya çıkardıkları ürünlerin paçavradan öte gitmediği tescillenmiş bu 80'li yılların kafa yapısını üzerinden atamayan, gelişmenin " g " harfinden bile habersiz bu ahmak sürüleri sahip oldukları bu çarpık düşünce yapılarını kendilerine saklasalar bir yere kadar belki hoş görülüp kendilerine bu satırlar yazılmak durumunda kalınmazdı. Fakat bu şahıslar savunduklarını sandıkları ve bildiklerini iddia ettikleri bu düşünceleri ortaya ordöv tabağında sunmakla kalmayıp bir de üzerine bu sundukları palavralara başkalarının da balıklama atlamasını bekledikleri zaman iş değişir. Bunlara neyin ne olduğunu anlatmak her zamanki gibi boynumuzun borcu olur. Bu şahsiyetler yalanlarının ortaya çıktığını, kuyruklarının sıkıştığını ve gerçek düşüncelerinin ne olduğunun anlaşılmaya başladığını gördüklerinde aşağıda örneklenen sözleri sarfetmeye başlarlar:
- Beni anlamıyorsunuz ben aslında sizin gibi düşünüyorum.
- Millete de yaranılmıyor be kardeşim. Ne yazsak karşı çıkıyorlar.
- Aslında ben sizin için dişimi tırnağıma takıp gecemi gündüzüme katıp burada yazılar yazıyorum.
- Gelin bana tabi olun sizin ustanız olayım kendimi adam sanayım. Bakın o zaman göreceksiniz neler olacak.
- En sonunda bırakıp gidicem ortada kalacaksınız. Bakalım o zaman ne yapacaksınız.
- Hatta bu son yazım bir daha yazarsam iki olsun...
Bunlar boğazdaki tavernada milleti eğlendiren piyanist şantörlere benzerler. Ne kadar çok eğlendirirlerse o kadar çok sevenleri, taraftarları olacağını düşünürler. Bu şahısların pan zehiri açıklık ve doğru bilgi kaynağını ortaya sermektir. İşte o zaman geldikleri kovuklarına bir an önce dönmek için kuyruklarını kıstırarak kaçmanın yollarını aramaya başlarlar. Bilgiden, bilimsel gerçekler ve uluslararası literatürden nasibini almamış bi çarıklı tayfası sanatın ne olduğunu kelime cambazlığı yapmanın ötesinde kavramaktan uzak, bakış açısında çıkarcı, yaklaşım biçiminde tutarsız, çamur atmada ne kadar mahir olduklarını göstermek için neredeyse birbirleriyle yarışırlar.
- Haftasonu kaç masa doldurursun şeker kardeşim..?
- En az 20 masa abi.
- Yetmez koçum 20 masa ancak bana yeter. Sen en iyisi git Taksim'deki Türkü barlarda çal.
Grafik tasarım şu an Türkiye'de gereken değerine ulaşamamış olsa da dünyanın kabul ettiği önemli bir sanat dalıdır. Bu sanat dalında çalışma yürüten bizlerin sahip olması gereken asgari temel sanatsal bilgimizin, bakış açımızın ve bunlara bağlı olarak ta yaklaşım ve yorumlama biçimimizin olması vazgeçilmez ve kaçınılmaz bir ön koşuldur. Bu temel kavramlara sahip olmayan bir grafik tasarımcının bugün dünyanın aklı başında herhangi bir ülkesinde değer gören bir grafik tasarımcı olabilme olasılığı da ne yazık ki yoktur. Temel sanat eğitiminden yoksun bir grafik tasarımcının ağzıyla kuş tutsa bile bir yerlere gelebilme şansı da bu anlamda mümkün değildir. Bugün adına ısrarla grafiker denmeye çalışılan ve bu anlamda aşağılanmayı kendisine hedef edinmiş bir kişinin sektör içerisinde hak ettiği saygıyı ve değeri bulabileceğini düşünen aklı evvellere Steve Martin'in şu sözünü hatırlatmak gerekir.
- Eğlence dünyası sanata meyillidir. Sanat ta olabilir. Ama sanat yapacağım diye insanları eğlendirmeye çalışıyorsan, aptalsın demektir.
Saygılar…
Not: Bu bizim internet bülbülleri umarım Steve Martin'in kim olduğunu biliyordur.
|