|
Grafik Tasarımcı Kimdir?
Grafik tasarımcı; faaliyet gösterdiği sektörün temel unsurlarını da gözönünde tutarak, gerekli olan eğitim ve kültürel bilgiye sahip, hayal etme gücünü ve bireysel bakış açısını yeteneğiyle birleştirip şekillendirebilme özelliğinde olan yani sahip olduğu bilgi birikimini grafik tasarım aşamasında bakış açısıyla bütünleştirerek hitap edeceği kitleye sunabilecek, teknik ve kültürel bilgi birikimini sanat yeteneği ile örtüştürüp konsept oluşturabilen, bu konsepti en sağlıklı şekilde çalıştığı sektöre kazandırabilecek güçte bir birey olmanın yanında duyulabilen, görülebilen, hissedilebilen her olguya kendi perspektifiyle yorum katıp, yorumunu açıklayıcı, anlaşılır ve anlamlı olarak her çalışma ürününde yansıtabilen yetkin kişi konumunda olmalıdır.
Bu tanımlamaya ek olarak grafik tasarımcılar, içinde bulunduğu sektörde, üretim-gelişim sürekliliğini sağlamak adına ürünlerinde, eserlerinde kimlik belirleyici vasıflarına sahip aynı zamanda tutarlı ve kendine ait belli bir dünya görüşüne sahip, yönlendirici, kendi içinde yönetici, değişime ve gelişime sürekli ayak uydurabilen, daima mesleki anlamda olgunlaşma hedefinde olmalıdırlar. Mesleki ve sanatsal anlamdaki olgunlaşmanın yanı sıra yaşamın her alanında kendisini yetiştirme ve büyütme çabasında, kapıları sürekli bilgi kavramına açık, karşılaşabileceği her alanda bilgili insan olma sorumluluğunu üstlenebilecek kişilik düzeyine ulaşmış ya da ulaşmayı kendisine hedef edinmiş, müşteri memnuniyeti odaklı veya yaşama dair karşılaştığı bireylerin düşünce yapısına ve kişiliğine inmeyi başarabilecek kadar ileri ve aydın görüşlü, tarafsız ve geniş bir öngörüye sahip bireyler olmalıdırlar.
Mesleki Birlik ve Birkaç Önemli Başlık
Bu anlamda her grafik tasarımcı, hitap ettiği ya da hitap etmesi amaçlanan kitleler arasında bir ayağı sanata bir ayağı teknik ve kültürel anlamdaki her türlü bilgi ögesine bağlanmış önemli bir köprüdür. Ancak bu köprü içinde bulunduğumuz dönemde ne yazık ki; her iki ayağı da suyun içinde çürümeye bırakılmış, ilgisizlik sarmalı içinde kaderine terkedilmiş durumdadır. Şu anki konumu itibariyle meslek sahipsiz, dağınık ve fikir uçuşmalarıyla karşı karşıyadır. Tüm yaşanan ya da yaşanacak sorunların çözüm noktalarının ele alınmaması sonucu bu köprü belki de yakın bir gelecekte tamamen yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Birlik düşüncesiyle hareket etmenin geçerli gerekçelerinden biri şüphesiz grafik tasarım ve grafik tasarımcı kimliğinin tam olarak ortaya konulması ve kabul görme noktasına gelebilmesi için, mesleğin sınırlarının, tanımının, çerçevesinin enine boyuna düşünülüp, tartışılarak, doğru bir yaklaşım ve fikir süzgecinden geçirmek suretiyle ortaya çıkartılmasıdır. Bu anlamda sektör içinde eğitimli ve alaylı çalışan her tasarımcının teknik-teorik-sanatsal-kültürel yöndeki tüm bilgi birikimlerini ve fikir alışverişlerini sürekli diyalog ve sürekli gelişim, aktarım ve anlatım, paylaşım ve destek olma bakış açısıyla devam ettirebilmeleri birlik oluşumunun kazandıracağı bir artıdır. Belli bir sisteme oturmuş , temposunu düşürmeden işleyecek olan bu birlik yaklaşımı grafik tasarım sektörünün kaliteli, çalışanlarının da aynı kalitede ürünler, eserler ortaya çıkarması, sağlıklı bir şekilde yoluna devam etmesi, gelecek yıllara daha güvenli adımlarla ilerlemesi demektir.
Sektör içinde kendini bir şekilde kanıtlamış veya grafik tasarım mesleğinin içinde yürekten isteyerek bulunan bireylerin sadece fikri, sanatsal ve teorik anlamda üretici bireyler olarak tek bir noktaya sabitlenmek yerine;
- Benim görmezlikten gelinen haklarım nelerdir, haksızlığa uğradığımda beni gerektiğinde savunabilecek, mücadele edebilecek yasal bir oluşum var mı, eğer yoksa oluşacak olumsuzlukları bireysel olarak aşmam mümkün olur mu, nasıl..?
tarzındaki soruları sorabilen, sorgulayabilen bireyler olmaları gerekmektedir. Çünkü vurdum duymaz bir anlayış içinde olmak, günübirlik düşünmek, bize sadece mevcut haklarımızı değil, mesleki anlamda birçok değeri aynı zamanda kişi olmanın inceliklerini de kaybettirecektir.
Çalışma sürecinde sık karşılaştığımız önemli sorunlardan biri de emek, yetenek ve fikir harcarayarak ortaya çıkartılan ürünün, hiç hakkı olmadığı halde başka bireyler tarafından izinsiz alınıp, " senin malın benim malım, benim malım zaten benim malım " veya " armut piş ağzıma düş " anlayışıyla, adeta ürünle ve ürünün asıl sahibiyle dalga geçercesine kullanılmasıdır. Bu karmaşık ruh halinin içinde kalıp da " ne uğruna? " sorusuyla kendi iç hesaplaşmasını yapan çok grafik tasarımcı vardır zannediyorum. Çalışan bireylerin yaptıkları tasarımın arkasından yas tutup karalar bağlamak yerine, karşı tarafa yönelik hak savunmasını sağlayacak birlik oluşumu bu noktada kendisini yasal çerçeveler içinde gösterebilir elbette. Aksi takdirde bu emek hırsızlığının önüne geçmek mümkün olamayacağı gibi, her grafik tasarımcının yaptığı çalışmanın çalınma tehlikesi sürekli varolacaktır daha da kötüsü bu körbakış bir süre sonra alışılmış bir durum gibi karşılanıp her tasarımcı yaptığı çalışmanın altına "çalın, güle güle kullanın" ibaresini de eklemek zorunda kalacaktır.
- Kelepir çalıntı tasarımlar - sektörü oluşmadan önce,
- Grafikerler Meslek Birliği - oluşumunu daha da derin düşünelim.
Grafik tasarım mesleği her yönüyle, hem içe dönüşün merkezi hem de dış dünyayla doğrudan bağı olan bir alandır. Mesleğin en önemli hedefi, kaliteli, düzgün ve toplumun kimyasına inebilecek güzellikte ürünleri tanıtmak, yaymak ve toplum için geliştirmektir. Pek çok bilim ve sanat dalını geniş bir açıyla kavrayan bu sektör önemli bir misyonu, her çalışanıyla çalışma aşamasının en başından itibaren gönüllü üstlenmektedir. Tüm mesleklerde olduğu gibi belli bazı riskleri mevcuttur ancak insana, topluma seslenen bu sektörün çalışanlarının yaşam ve çalışma zemini standartlarının belli iyileştirmelere ihtiyacı vardır.
• Çalışma saatleri ve koşullarının iyileştirmeye,
• Mevcut düzensizliğin, disiplinsizliğin programa ve sistematiğe bağlanmaya
ihtiyacı vardır. Bu evrede grafik tasarım mesleği ne yazıkki olması gereken yerde durmamaktadır. Olması gereken yere taşımak ve mesleğin saygınlığını sağlamak görevi de içinde bulunan bireylere yani bizlere düşmektedir .
Grafik tasarım mesleğinde bulunan bireylerin ortaya çıkarttıkları ürünlerin, eserlerin hakettiği değere kavuşabilmesi bununla birlikte hem işveren statüsündeki kişilere hem de müşteri pozisyonundaki kişilere mesleğin konumu ve itibarı, gereklilikleri, anlam ve tanımının anlatılması sektörel kalitenin düşürülmesini engelleyecektir. Aksi takdirde her grafik tasarımcıyım diyen kişinin bu zeminde yer bulma çabası sürekli ve istikrarsız olarak çoğalması " ucuzluk = kötü eser " politikasının sektör içinde hızlı bir şekilde yayılmasına sebep olacaktır. İçinde gelişim gösteren, sürekli iyileştirmeler içeren ve standartlarını her konumda dile getirebilme gücüne sahip bir meslek birliği oluşumu bu alanda gerçekten iyi muameleyi hakeden çalışmaların hakettiği noktaya çıkması için çok büyük bir kazanç olacaktır. Ancak bireysel çabalar ve uğraşlar yerine bireysel öngörülerin tümünün belirli hedeflere yönelik biraraya gelmesi bu açıdan gerekmektedir.
Belirli bazı başlıklara değinerek anlatmaya çalıştığım konunun özü şudur;
Mesleki anlamda olgunluk dönemine gelmiş her birey olgunlaşmanın kendisine kazandırdığı düşünce yapısıyla kazanımlarını ve bununla birlikte kayıplarını sorgulamaya başlar. Kayıpların kazanımlardan fazla olması durumunu sanırım hiç bir grafik tasarımcı kabullenmek istemez. Bu sebeple bulunduğumuz sektör için henüz yolun başındayken, iş işten geçmeden, su köprüyü yıkmadan hedefleri ve prensipleri olan bir birlik-bütünlük çatısı altında oluşan sorunlara sürekli olarak çözüm oluşturabilecek, önlem alabilecek bir oluşuma ihtiyaç vardır. Aksi takdirde bu dağınıklık ve belirsizlik, mesleki kaos bugün değilse de yarın sektörün saygınlığını, çalışanların da kendilerine olan saygısını tamamen yok edecektir.
Saygılar.
|